Konvertibilite Nedir Konvertibl Para Ne Demek

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

Konvertibilite Nedir? Konvertibl Para Ne Demek?

Türkçe karşılığı çevrilgenlik olan konvertibilite, bir değerin başka bir değere dönüştürülmesi işlemidir. Örneğin; Londra’ya gideceğiz ve bunun için cebimizdeki TL’yi İngiliz sterlinine dönüştürürüz. Diğer türlü cebimizdeki TL ile istisnai durumlar dışında Londra’da harcama yapamayız.

Basit bir konu olarak görülmesine karşın, içine girdikçe karmaşık gelecektir. Aynı zamanda bazı para birimlerinin konvertibilitesi mümkün değildir. Bazılarında sınırlı bir dönüştürülebilirlik söz konusudur. Ayrıca tam dönüştürülebilir olanlar ve rezerv para statüsü de önemlidir.

Şimdi konvertibilite konusunda merak edilen tüm konuları inceleyelim:

Konvertibilite Nedir?

Konvertibilitenin kelime karşılığı dönüştürülebilirlik ve çevrilgenliktir. Yani bir değerin başka bir değere çevrilmesi işlemini ifade etmektedir. Genel olarak bir paranın likit değerlere dönüştürülebilme yeteneğini de gösterir.

Para birimlerinde konvertibilite ise bir para biriminin başka bir para birimine dönüştürülmesidir. Dönüşüm işlemi döviz kuru ve parite olarak anılan ölçüler çerçevesinde gerçekleşir.

Bretton Wood sistemi ile altın aracılığıyla bir çevrim söz konusuydu. Yani para birimi önce altına daha sonra altından diğer ülke parasına dönüştürülüyordu. Bu da konvertibilitedir.

Para birimlerinin birbirine dönüştürülebilirliği söz konusu olmadığı zaman ticari ilişkiler kısıtlanacaktır. Küresel kaynaklı mallar, alıcıların yerel para birimlerine dönüştürülemediği zaman alışverişten bahsedilemeyecektir.

Aynı zamanda bir ülkenin para biriminin dönüştürülebilirliği zayıf olduğu zaman, yerel para birimini elinde bulundurmayan ülkelerle ticaret yapma engeli oluşacaktır. Bu kapsamda ülke ekonomisi ile para birimi konvertibilitesi arasında ilişki olduğu anlaşılmaktadır.

Bir ülke ekonomisi, küresel alanda ne kadar güçlüyse para biriminin kolayca diğer ülke para birimlerine dönüştürülebilir. Örneğin; Amerikan doları her ülkenin para birimine dönüştürülebilir.

Devlet kısıtlamaları ile para biriminin konvertibilitesini düşürmektedir. Sabit kur rejimini benimseyen ülkeler, genellikle para birimi dönüştürülebilirliğini kısıtlarlar.

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

Bu hükümetler, gerekli gördükleri durumlarda para birimlerine revalüasyon ve devalüasyon uygulamak isterler. Yani para birimlerine müdahale ederek değerini belirlerler.

Konvertibilitesi zayıf olan para birimine sahip ülkeler, küresel ticarette dezavantaja sahiptir. Çünkü ticari alışveriş için para biriminde konvertibilite sorunsuz işlemelidir.

Zayıf konvertibilite, ülkenin küresel ticaret fırsatlarını kaçırmasına ve ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olacaktır. 24 Ocak kararları öncesinde Türkiye ekonomisi dışa kapalıydı. Bu kararlarla birlikte esnek kur rejimi benimsenmiş ve TL konvertibl para birimi olmuştur.

Konvertibl Para Nedir?

Bir ülkenin para birimini, o ülkenin bankalarına götürerek, yabancı bir ülke parasını alabiliyorsanız bu paranın konvertibilitesi var demektir. Yani konvertibl paradır.

Yani elinizdeki Türk lirasını, merkez bankasına getirip dolara dönüştürebilirsiniz. merkez bankası bu dönüşümü mevcut döviz kuru üzerinden yapacaktır. Merkez bankasının bu işlemi ise ülkedeki bankalar ve döviz bürolarının da aynısını yapabileceği anlamına gelmektedir.

Yukarıdaki işlem konvertibilite, Türk lirası ve dolar ise konvertibl para olarak tanımlanır. Bazı kişiler bu işlemi, TL’nin yabancı bir ülkede ödeme aracı olarak kabul edilmesi olarak görürler. Ancak bunun olması, para biriminin tanınırlığı ile ilgilidir.

Örneğin; elinizdeki TL ile Hollanda’da bir şeyler alıp satamazsınız. Ancak dolar ile alışveriş yapabilirsiniz. Aynı şekilde Türkiye’de bir turist elindeki Arjantin pezosu ile alışveriş yapamazken, Euro ile yapabilir.

Bunun nedeni, Türkiye’nin Arjantin pezosunu ödeme aracı olarak kabul etmemesidir. Ancak Amerikan doları ve Euro, ödeme aracı olarak kabul edilir.

Burada bilmeniz gereken bir diğer konu ise Amerikan doları ve Euro’nun konvertibl para olmasının yanında rezerv para olmasıdır. Bu iki para birimi hem konvertibl hem de rezerv para konumundadır. Nadiren de olsa sterlin, yen, frank da benzer özellikte paralardır.

Ancak Türk lirası ile Hollanda’da alışveriş yapamamanızın nedeni, TL’nin konvertibl olmadığından değildir. TL, rezerv para statüsünde olmadığındandır.

Eğer bir ülkede kambiyo, yani para veya yerine geçen belgelerin değiştirilmesi işleminde kısıtlamalar varsa o ülkenin parası konvertibl değildir. Buna nonkonvertibl para da denir. Konvertibl olmayan para birimlerine; Küba pezosu ve Kuzey Kore wonu örnek olarak gösterilebilir.

Kısıtlamaların belli bir derecesi bulunuyorsa kısmi konvertibl para birimidir. İşlem ise kısmi konvertibilite olarak tanımlanır.

Para birimi hiçbir kısıtlamaya maruz kalmadan, diğer dövizlere çevrilebiliyorsa buna da tam konvertibilite denir. Para birimi ise tam konvertibl olarak anılır.

Konvertibl Olmayan Para Birimleri

Başka bir para birimine dönüştürülemeyen paralara konvertibl olmayan şeklinde tanımlanır. Bunlar küresel döviz piyasalarında serbestçe işlem göremezler.

Karaborsadaki sınırlı miktarlar dışında, konvertibl olmayan para birimlerini başka bir paraya değiştirmek imkansızdır. Bu ülkenin uluslararası ticarete katılımı da sınırlı olma eğilimindedir. Dolayısıyla ticaret dengesinde bozulmalar görülebilir.

Bu para birimleri, yurt içi işlemlerde kullanılır ve forex gibi piyasalarda açıkça işlem göremezler. Genel olarak yabancı para birimleriyle takas edilmesi, hükümet tarafından engellenmiştir. Bu nedenle blokeli para birimi olarak da anılırlar.

Bir ülkenin parasını dönüştürülemez olarak belirlemesinin ana nedeni, yabancı ülkelere sermaye kaçışını önlemektir. Ayrıca yerel paranın istenmeyen dalgalanmalar yaşamasını önlemek için de kullanılır.

Bir açıdan bu durum, ülke ekonomisinin piyasa hareketlerine aşırı derecede savunmasız olmasını önlemektedir. Şu anda bu uygulamayı tercih eden ülkeler, geçmişte hiperenflasyon yaşamıştır.

Birçok Güney Amerika ülkesi yaşadıkları aşırı ekonomik dalgalanmalar nedeniyle non-konvertibiliteyi seçmiştir. Örneğin; Brezilya reali, Arjantin pezosu ve Şili pezosu, konvertibl olmayan paralardır. Bu para birimlerinin mal ve hizmetlerle takas edildiği ve değiştirildiği karaborsa para birimi bulunur.

Non-konvertibl para birimlerine sahip ülkelerle ticaret yapmak isteyen yabancı yatırımcılar, NDF (non-deliverable forward – uzlaşmalı vadeli sözleşme) olarak bilinen finansal araç ile yaparlar.

NDF’nin yerel para biriminde fiziksel bir değişimi yoktur. NDF, iki taraf arasında olumsuz kur hareketlerinden korunma sağlamak amacıyla yapılan bir anlaşmadır.

Türk Lirası Ne Zaman Konvertibl Para Oldu?

Türk lirasının konvertibl para olması için ilk adım 24 Ocak 1980 kararları ile atılmıştır. İstikrar paketiyle yürürlüğe konulan politikalardan birisi, sabit kur rejimi ile çoklu kur uygulamasının terk edilmesi oldu.

Paket ile alınan bu kararla günlük kur ayarlaması rejimine başlanmıştır. Yani TCMB bu kararlar öncesinde sabit kuru ilan eder bunu uzun bir süre değiştirmezdi. Herhangi bir sıkıntı yaşanması durumunda devalüasyon ile düzeltme yapardı.

Günlük kur uygulaması ile birlikte TCMB, her gün Türk lirasının döviz kurlarını ilan etmeye başladı. Elbette 24 Ocak kararları açıklandığı gibi devam etmedi ve sürekli güncellendi.

Döviz kurları konusunda 1983 yılından sonra ileri düzenlemeler yapıldı. İthalattaki kısıtlamalar kaldırıldı ve sermaye hareketleri serbestleştirilmeye çalışıldı. Bu kapsam finansal sistemin liberalleştirilmesi adına önemli adımlar atıldı.

Sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesinde son aşamalar, 1989 ve 1990 yıllarının başında gerçekleşti. Türkiye’de yerleşik kişilerin uluslararası piyasalardan borçlanmasına izin verildi.

Tüm bu yeniliklerle birlikte IMF, Türkiye’nin başvurusunu değerlendirdi. Türkiye’nin IMF Anasözleşmesi 8. Maddesi 2, 3 ve 4 no’lu bölümlerindeki yükümlülükleri kabul ettiğini duyurdu. Böylece Türk lirasının artık konvertibl para haline geldiğini açıkladı.

Dünyada ise konvertibilitenin başlangıcı 1944 yılında toplanan Bretton Woods konferansı olmuştur. Dolar – altın konvertibilitesi üzerinde bir anlaşma imzalanmıştır.

35 dolar 1 ons altın olarak açıklanan denklik ile Amerikan doları tek konvertibl para olmuştur. Diğer paralar ise bu denklik üzerinden konvertibiliteye sahiptir.

Teorik olarak bu denklik söz konusu olsa da sistem tam olarak böyle işlemiyordu. Yani 1950 yılında 1 doların 1,5 TL olarak açıklandığını düşünelim. Bu durumda 52,5 TL 1 ons altına eşit oluyordu.

Ancak herkes gidip bu şekilde TL alamıyordu. Bunun nedeni Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu’dur. Türk lirası konvertibl bir para olması için başka paralara çevrilebilmesi için TCMB’nin izni gerekiyordu. Parası konvertibl olmayan her ülke için aynı durum söz konusuydu.

1971 yılına kadar Bretton Woods sistemi ile para dönüşümü sağlandı. Ancak 1971’de ABD Başkanı Nixon, dolar – altın konvertibilitesini sonlandırdı. 1980’lerde ise IMF Anasözleşmesi’nin 8. Maddesi kapsamında bazı ülkeler öngörülen statüye geçtiler.

8. Madde, sermaye hareketlerinin serbest bırakılmasını kapsıyordu. Bunu kabul eden ülkeler, dalgalı kur rejimine geçti. Bazı durumlar dışında sermaye hareketleri üzerindeki kısıtlamaları kaldırdılar.

Ülkeye yabancı para giriş çıkışı serbestleşirken, vatandaşlar ellerindeki yabancı paraları istediği ülkenin parasıyla değiştirebiliyordu. Merkez bankaları da bu değişimi taahhüt ediyorlardı. Bu şekilde birçok ülke parası konvertibl olmuştur.

Konvertibilite ile Sermaye Kontrolleri Arasındaki İlişki

Tam konvertibilite, para biriminin kolay bir şekilde dönüştürülmesini gerektirir. Bu nedenle bazı ülkeler, ülkeden kolayca çıkan para üzerinde sermaye kontrolleri uygular.

Eğer ekonomi durgunluğa girerse yatırımcılar genellikle offshore yatırımlara yönelecek veya paralarını güvenli liman varlıklardan birine dönüştürecektir.

Bazı hükümetler, bununla mücadele etmek ve paranın ülke dışına kaçışını önlemek isterler. Bu kapsamda sermaye kontrolleri uygulamasına başlandı. Bu uygulama, ekonomik görünümlerinde yüksek belirsizlik yaşanan gelişmekte olan ülkelerde yaygındır.

1997 Asya mali krizinin ardından bölgedeki birçok ülke parasının kaçışını engellemek için sıkı sermaye kontrolleri uyguladı.

Yunanistan ise 2020 yılının Haziran ayında yaşanan Yunan Borç Krizi sırasında, sermaye çıkışlarını yavaşlatmak için bu sisteme önem verdi. 2020 yılına da devam etti. Bu kontroller sırasında bankacılık sisteminden çekilebilecek para miktarı da sınırlandı.

Yunanistan’ın uyguladığı sistemde ilginç olan şey ise bir AB üyesi olması ve Euro kullanmasıdır. Yani Yunanistan’ın uyguladığı sermaye kontrolleri, para biriminin konvertibilitesini etkilememiştir.

Konvertibilite nedir?

Milli paraların karşılıklı olarak birbirine çevrilebilmesi. Türk parası ile tespit olunmuş alacak haklarını, hak sahibinin ikamet mahalline ve yabancı memleket parası elde etmekte güttüğü maksada bakılmaksızın ve önceden herhangi bir makamın müsadesini almaya lüzum olmadan cari döviz kurları üzerinden herhangi bir memleket parasına çevrilebilme serbestisidir. Konvertibilite kavramının en geniş anlamı budur. Konvertibiliteyi belirli bir döviz kuru modeliyle eş anlamda kullanmak doğru olmaz. Konvertibilite serbestçe dalgalanan döviz kuru sisteminde olabileceği gibi sabit kur sisteminde de mevcut olabilir. Yukarıda tanımlanan genel konvertibilitedir ve kayıtsız ve şartsız olduğu müddetçe geçerlidir. Ancak çeşitli sınırlamalar konvertibilitenin uygulamada değişik şekiller almasına yol açmaktadır. Bunlar sırasıyla şöyledir:

1. Cari işlemler için konvertibilite: İhracat, ithalat gibi görünen işlemler ve işçi dövizleri, faiz, kar,

navlun, turizm gibi görünmeyen işlemlerin dışındaki işlemler. Özellikle sermaye işlemleri için konvertibilite mevcut değildir.

2. Kişiler bakımından sınırlamalar: Mukim olmayan kişiler için konvertibilite olması, bunların dışındakilere ise tanınmaması bir başka uygulamadır. 3. Hem işlemler hem de kişiler bakımından sınırlamalar:

a) Mukim olmayan şahısların cari işlemleri için konvertibilite getirilir; bunun dışındaki şahıslara ve işlemlere ise, tanınmaz.

b) Yabancı Merkez Bankalarının cari işlemleri için konvertibilite olabilir; bunun dışındaki kişilere ve işlemlere uygulanmaz.

4. Ülkeler bakımından sınırlamalar: Belirli bir bölge için konvertibilite olması, bunun dışındaki bölgelere ise tanınmaması gibi.

Konvertibiliteyi devam ettirmenin en önemli şartı milletlerarası ödemeleri denge halinde tutabilmektir. Diğer bir deyişle, parası konvertibl olan her ülkede, belirli bir süre içindeki döviz arzı, aynı süre içindeki döviz talebine eşit olmalıdır.

Bu eşitliği sağlamanın iki ayrı yolu vardır. Ya döviz arz ve talebinde ortaya çıkan artma ve azalmalara göre döviz fiatlarının değişmesine müsade olunur veya döviz hadleri sabit tutularak döviz arzını döviz talebini değiştirecek tedbirler uygulamak yoluna gidilir.

Konvertibilite adı verilen sistemin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi için döviz kazanan ile döviz ihtiyacı olanlar arasındaki kanalın mümkün olduğunca kısa ve az masraflı olmasında zaruret vardır. Bu sağlanamazsa zaman zaman krizler ve spekülasyon kaçınılmaz olur. Böyle bir durumdan kurtulmanın yolu, sınırlı da olsa, bankalararası bir döviz piyasası kurmaktır. Sağlıklı bir sistem için gerekli şartlardan bir diğeri, ülkenin dış borçları için döviz borsasına büyük miktarlarda başvurmasını önleyecek tedbirleri almaktır. Mesela yılın belli günlerinde veya bazı yıllarda çok büyük miktarlarda dış borç ödeyerek bir ülkede döviz borsası zaman zaman büyük sarsıntılar geçirebilir.

Konvertibilite bir ülkeye kendi parası ile ithalat, ihracat ve dış ödeme yapma imkanı vereceğinden milletlerarası işlemlerde küçümsenmeyecek bir ucuzluk getirir. Paraların birbirine çevrilme giderlerinden tasarruf sağlanır. Havale masrafları azalır.

Söz gelişi, Japonya ticaretinin ihracatta ortalama yüzde 43, ithalatta yüzde 50’sini kendi parası ile yürütmektedir.

Konvertibilite bir ülke ekonomisinin sıhhatini ve mallarının rekabet gücünü gösteren pratik bir barometredir. Milletlerarası borsalarda parası değerlenen bir ülke emisyonu artırarak sıfır faizle borçlanma imkanını bile bulabilir.

Konvertibilite bir ülke politikacılarını veya Merkez Bankalarını emisyon konusunda durdurabilen yegane tabii engeldir. Bu açıdan bir ülke konvertibiliteye ciddi olarak geçmek istiyorsa Merkez Bankasını cari bütçe ve dış ödeme işlemlerinin baskılarından arındırarak sadece müstakil bir emisyon kurumu haline getirmeyi planlamalıdır.

Konvertibilite sağlanmadan milletlerarası para ve sermaye piyasalarından ucuz yollarla borçlanma mümkün olmaz, ayrıca yabancı sermaye, konvertibilite olmayan ülkelere kolayca gitmez. Servetlerini dışarda tutan vatandaşlar bile sadece ciddi konvertibilite çalışması görürlerse yeniden servetlerini yurda getirirler.

Dış ticaretin süratle büyümesi konvertibiliteyi zorunlu kılar.

Konvertibilite bir anlamda Türkiye’yi batıya bağlayan otomatik telefon sistemine benzer. Konvertibilite, para sistemlerinin birbirine otomatik bağlanmasıdır. Paralar konvertibilite kanalıyla birleşmeden, mal ve üretim ile pazarlar tam anlamda birleşemez.

AET ve batıdaki diğer piyasa ekonomisi uygulayan ülkelerle ekonomik bütünleşmenin en önemli aracı şüphesiz sınırlı bir konvertibiliteye doğru kısa zamanda yol alınmasıdır.

IMF anlaşmasının 8. maddesine göre cari işlemlerden doğan ödemeler için milli para karşılığı döviz sağlamayı kabul eden ülkelerin parası konvertibl sayılır. Bu yükümlülük üyelerin fona karşı olan taahhütleri ile ilgili döviz ödemelerini de kapsar. Bir taraftan, konvertibilitenin iç şartlarını hazırlarken, diğer taraftan konvertibilitenin İMF anlaşması ve diğer milletlerarası yükümlülükleri açısından dış şartları tespit etmeye ve gerçekleştirmeye çalışmalıyız.

Kapalı ekonomi düzeni ve döviz kontrollarına dayalı olarak geçinen bazı kimseler hariç, hiç kimse bir ülke parasının konvertibiliteye doğru mesafe almasına karşı olamaz. Ancak, konvertibiliteye geçişte

Türkiye’de 11 Ağustos 1989 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar” ile Kambiyo Rejimine geniş ölçüde serbesti getirilmiştir. Paranın kullanılma alanını genişletmeyi amaçlayan bu karar ile, konvertibilite için gerekli olan kanuni çerçeve büyük ölçüde sağlanmıştır.

Daha sonra Uluslararası Para Fonu (IMF) ile teknik düzeyde bazı görüşmeler yapılmış 22.3.1990 tarihinden itibaren, Türkiye’nin 14. madde (IMFAnlaşması) statüsünden 8. madde statüsüne geçtiği ve bu maddenin yükümlülüklerini kabul etmekte olduğu IMF’ye resmen bildirilmiştir. Türkiye’nin bu kararı fon İcra Direktörleri Kurulunca tescil edilmiş ve durum 3.4.1990 günüİMF’nin bir basın bildirisi ile açıklanmıştır. Böylece Türkiye’nin kambiyo rejimi büyük bir serbestiye kavuşturulmuştur. Mevcut kambiyo rejiminin (1993 yılı itibariyle) birçok oecd ülkesinin (Mesela; İtalya, Fransa, İspanya, Yunanistan, Portekiz, İrlanda, İzlanda) kambiyo rejiminden daha liberal olduğu söylenebilir.

Konvertibilite ne demek? (Ekonomi)

(Convertibility) Bir ülke ulusal parasının, döviz piyasasında serbestçe alınıp satılabilmesi, başka ülke paralarına dönüştürülebilmesi, ulusal paranın ülkeye giriş ve çıkışlarının serbest olması özelliği. Konvertibilitenin ilk koşulu dileyen herkesin, dilediği amaç için ve dilediği miktarda döviz alıp satabilmesidir. Döviz kurları ya döviz piyasasındaki arz ve talep koşullarına göre kendiliğinden belirlenir (Bkz. Değişken Kur Sistemi) ya da hükümetin belirlediği sabit bir fiyattan oluşur. (Bkz. Bretton Woods Sistemi, Sabit Kur Sistemi) Devletin döviz işlemleri üzerine kısıtlamalar koyması paranın konvertibilitesini zayıflatır. En katı şekil olarak tüm döviz gelir ve giderlerinin devlet denetimi altına toplanması ve serbest bir döviz piyasası oluşumuna izin verilmemesi (Bkz. Kambiyo Kontrolü) ulusal paranın konvertibilitesini tamamen ortadan kaldırır. Çoğu kez devlet, döviz işlemlerine müdahalede bulunsa da bu müdahaleler o derece yoğun olmaz, örneğin mal ve hizmet ithalat ve ihracatı, döviz piyasasının serbest işleyişine bırakılır, sermaye akımları için döviz alım ve satımı yasaklanır. Ya da zaruri malların ithali ya da dış seyahat amaçları gibi belirli işlem gruplan için döviz talebi engellenir. Bütün bu gibi durumlarda, ulusal paranın konvertibilite derecesi zayıflamış olmaktadır. Konvertibil bir para, uluslararası serbest rekabetin işlemesinde, dolayısıyla Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisine uygun bir uluslararası uzmanlaşmaya gidilmesinde, temel koşullardan birisidir. Bu sayede, mallar en ucuz oldukları piyasalardan satın alınıp en pahalı oldukları piyasalara satılırlar. Ayrıca uluslararası ödemelerin kolayca yapılabilmesi dünya ticaret ve mali akımlarının gelişmesi açısından önemli bir etkendir. Konvertibil paralar, uluslararası toplum tarafından güven duyulan, dolayısıyla uluslararası ödemelerde kullanılabilen ve yabancılarca tutulan paralardır. Bir ülkenin parasına konvertibilite tanıyabilmesi için, onun sağlam, güvenilir ve yeterli ölçüde döviz sağlayan gelir kaynaklarına sahip olması gerekir. Bunun temel koşulu ise istikrarlı, sanayileşmiş ve rekabetçi bir ekonomiye sahip olmaktır. Dış kaynaklara ihtiyaç duyulmadan, ülke kendi giderlerini kendi gelirleriyle karşılayabilmelidir. Aksi halde, konvertibilitenin uzun ömürlü olması mümkün değildir. Çünkü döviz rejiminin getirdiği serbestlikten yararlanarak herkes elindeki ulusal para fonlarını dövize çevirecek ve ulusal paradan kaçış olayı, sistemin çökmesine yol açacaktır. Batılı sanayileşmiş ülkelerle, petrol zengini bir kısım az gelişmiş ülkelerin paraları konvertibildir. Buna karşın çoğu az gelişmiş ülkelerle eski Doğu Bloku ülkelerinin paraları konvertibiliteye sahip değildir. Ancak Sosyalist Blok ülkeleri, demokratikleşme ve liberalleşme hareketleri ile birlikte paralarına da konvertibilite tanımaya başlamışlardır.

Konvertibilite nedir

Konvertibilite bir ülkenin para biriminin altına veya başka bir ülke para birimine çevrilebilme kolaylığına denir. Ülkelerin para birimlerinin birbirine kolay çevrilebilmesi uluslararası ticaret için çok önemlidir. Bir ülkenin parası diğer para birimlerine çevrilemiyorsa veya konvertibilitesi düşük ise dış ticaretini yabancı para birimleri üzerinden yapmak zorunda kalacaktır. Dolayısıyla bir ülkenin ekonomisi ile parasının konvertibilitesi arasında bir orantı vardır.

Konvertibilite neden dГјЕџer ?

Dolar ve Avro gibi para birimlerinin konvertibilitesi yüksektir. Dünyanın her yerinde başka bir para birimine kolaylıkla çevrilebilir. Fakat para rezervi düşük (hazinesinde altın veya güçlü para rezervi bulunmayan) ülkelerin para birimlerinin konvertibilitesi düşüktür. Çünkü konverbilite bir devletin gücü ve parasına verdiği destekle de alakalıdır.

Konvertibiliteyi belirleyen unsurlardan biri de fiziksel olarak paranД±n dГјnyanД±n Г§eЕџitli Гјlkelerinde var olmasД±dД±r. Г–rneДџin TГјrk LirasД± Peru, Malezya, Г‡in gibi deДџiЕџik dГјnya Гјlkelerinde ne kadar mevcut, Amerikan DolarД± ne kadar mevcut bunu kД±yaslayarak paralarД±n konvertibilete farklarД± anlaЕџД±labilir.

Konvertibiliteyi ülkelerin uyguladığı sermaye kontrolleri de etkiler. Örneğin kriz zamanlarında para ülkeden para çıkışını engellemek için alınan bazı tedbirler ABD dolarına talebi artırmıştır.

Bir paranД±n konvertibl olduДџu nasД±l anlaЕџД±lД±r ?

Bir paranın diğer bir para birimine çevrilebilmesi için kur veya parite denilen orantıya ihtiyaç vardır. Ülkenin merkez bankası bazı yabancı para birimleri için kurları belirler. Merkez bankasının kur belirlemesi demek o parayı o kur değerinden sağlayabileceği veya satın alabileceği manası taşır. Döviz büroları ve bankalar da Merkez Bankasının bu güvencesine dayanarak para birimlerini belirledikleri kurlar üzerinden değiştirirler.

Yani Merkez Bankası bir para birimi için kur belirlemişse o para konvertibldir. Öte yandan paranın konvertibilite derecesi “rezerv para” olmasıyla yakından alakalıdır. Rezerv para demek ülkelerin veya ülke vatandaşların o parayı rezervde tutma eğilimidir.

Amerikan dolarını tüm ülkelerin merkez bankaları hazineden rezerv olarak biriktirirler ama Türk lirası biriktirmezler. Bu nedenle herhangi bir ülkede herhangi bir döviz bürosundan veya banka şubesinden Amerikan dolarını satın almanız kolaydır ama Tayland’da Türk Lirası için belirlenmiş bir kur olsa bile o kadar kolay Türk Lirası bulamazsınız.

Aynı şekilde konvertibilitenin derecesini paranın ödeme aracı olarak kullanılması da belirler. Örneğin hac için Suudi Arabistan’a gidildiğinde Amerikan dolarını her esnaf kabul eder, Türk Lirasını bazı esnaf kabul eder, bazısı etmez, Tayland Bahtını (Tayland parası) ise hiçbir Suudi esnaf kabul etmez.

Tayland parasının Suudi Arabistan’da ödeme aracı olarak kabul edilmemesi onun konvertibl olmadığını göstermez, rezerv para olmadığını gösterir.

TГјrk LirasД± ne zamandan beri KonvertibldД±r ?

Türk Lirası rezerv para değildir ama konvertibl yani başka para birimlerine dönüştürülebilir bir paraydı. Eskiden konvertibl özelliği de yoktu. Yani başka para birimlerine belirli bir kur üzerinden çevrilemiyordu.

Aslında Merkez Bankası para değişim kurlarını ilan ediyordu ama bu kurlar güncel değildi. Yani Merkez Bankasının açıkladığı kurları uluslararası piyasalar tanımadığı için bu kurlara göre değiş tokuş olmuyordu.

24 Ocak 1980 tarihinde sabit kur rejimi bırakılarak kurlar güncel olarak ayarlanmaya başladı. Ama bu adım Türk Lirasının konvertibl olması için yeterli olmadı. Çünkü paramızda bir istikrar yoktu. Enflasyonun yüksek olması Türk Lirasının sürekli değer kaybediyor olması, değerinin günden güne hep değişmesi, kısacası fazla istikrarsız olması nedeniyle uluslararası piyasada bir karşılığı yoktu. (Elbette bir değeri var ama uluslararası piyasada kuru belli değil)

Sermaye piyasasındaki bir takım düzenlemelerin sonrasında 1990 yılının Nisan Ayında İMF Türkiye’nin başvurusunu değerlendirerek Türkiye’nin, IMF Anasözleşmesinin 8. Maddesinin 2,3 ve 4 numaralı bölümlerindeki yükümlülükleri kabul ettiğini ve dolayısıyla TL’nin konvertibl hale geldiğini duyurdu.

Bir para biriminin konvertibl olmamasД± ne anlama gelir ?

Bir devletin kendine ait parasının olması egemenliğinin ve bağımsızlığının bir göstergesidir. Devletin kendi parası var ama bu para dışarıda geçmiyorsa, bu, ekonomik açıdan içine kapanık olduğunu, küreselleşmeye ayak uyduramadığını, küresel ticarette geri kaldığının bir göstergesidir. Yani siyasi olarak bağımsız olsa da ekonomik açıdan diğer ülkeler tarafından ciddiye alınmayan bir devlet olduğunu gösterir.

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

İkili Opsiyonlar ve Forex Hakkında Her Şey
Bir cevap yazın

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: