Hormonlu Büyümeler

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

Hormonlu Büyümeler

Medeniyetler arasında bin yıllardır dur durak bilmeden süregelen bir varoluş rekabeti yaşanmaktardır. Her medeniyet varlığını sürdürebilmek için elinde gücü bulundurmak zorundadır bunun da yolu paraya hükmetmekten geçmektedir. Güçlü imparatorlukların çöküşü ilk olarak ekonomilerinin bozulmasıyla başlamıştır. Askeri ve siyasi gücü sağlamanın yolu zenginlikleri diğer toplumlara bırakmadan elinde toplamaktan geçmektedir. Günümüzde varlığını sürdürebilen, medeniyetini korumayı başarabilen toplumlara baktığımızda gördüğümüz şey geçmişten bu güne zenginliklerini koruyabilmiş olmalarıdır. Sanayi devrimiyle birlikte daha da çetinleşen bu amansız rekabet, büyük savaşlara ve kutuplaşmalara neden olmuştur. Sömürgeciliğin yaygınlaşmasıyla kapital devletler oluşmaya başlamış ve insanlık kaderini değiştirecek hızda ekonomik, siyasi, bilimsel gelişmeler yaşanmıştır. Eskiden zenginliğin simgesi olan geniş tarım toprakları ve madenlere sahip olmak iken artık teknolojik üretim kabiliyetine sahip olan toplumlar diğer toplumların zenginliklerini ele geçirebilmektedir. Din, ırk vb. temelli bir çok ittifakın altında adı konmamış ekonomik ittifaklar yatmaktadır ve günümüzde de bu durum geçerlidir.

Ekonomi yönetimlerinin hangi ekonomik sistemde olursa olsun yegane amacı ekonomilerini dengeye ulaştırmak ve sürekli bir büyüme sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda daha fazla üretme, zenginliklerin ülke içinde birikmesini sağlama, ekonomik yönden bağımsız hale gelmek ve muhakkak ki finansal dengeyi sağlamak hedeflenmiştir. Ülkeler arasında gelişmişlik ve refah farkının açıldığı günümüzde toplumlar mutlak bir gerikalmışlığa mahkum olmamak için kıyasıya bir yarış vermektedir. Bu yarışta bazı ülkeler başarı elde edebilip kendine zenginler grubu içerisinde yer edinebilmiştir örnek vermek gerekirse Güney Kore Cumhuriyet artık kişi başı 27 bin dolar milli geliriyle, Samsung, LG, Hyundai gibi dünya devi markalarıyla artık zenginler kulübünün tartışılmaz bir üyesi oldu. Bu amaçla hareket eden bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin onlardan örnek alması gereken ve başarılarından ve hatalarından ders çıkarmamız gerekliliği tartışılmazdır.

Büyüme yolundaki gelişmekte olan ülkeler bir çok zorlukla karşılaşmaktadır; bunlar arasında arz-talep dengesinin sağlanamamasından kaynaklanan makro ekonomik dengesizlikler sonucu oluşan ekonomi şokları, finansal piyasalarda yaşanan sıkışmalar sonucu ortaya çıkan krizler, yüksek enflasyonist dönemler, kamu maliyesindeki bozulmalar ve daha birçok sorun sayabiliriz. Bu sorunların temelinde yatan ise genellikle plansız ve gereksiz büyümelerdir. Ekonomide yapılan her yanlış muhakka ki bir gün ödenir. Hakkın olmadan yaşanan her refah bedeli daha ağır şekilde seni terk eder bunu Yunanistan örneğinde görmemiz mümkün. Beş yıldır aralıksız küçülen Yunan ekonomisi geleceğe dair umut vermemektedir çünkü makro ekonomik dengeleri o kadar yanlış kurgulanmıştır ki en ufak bir tökezlemede ayağa kalkabilmesi mümkün olmamıştır. Ülkemiz de bu örnekte olduğu gibi belli dönemlerde hızlı büyüme sergilemiş fakat bu dönemler ardından yaşanan krizlerle bir çok kazanımı kaybetmiştir. Aşağıdaki grafikte ülkemizin kuruluşundan itibaren yıllık büyüme seyri gösterilmiştir.

Bu grafikten de anlaşılacağı üzere ülkemizde büyümenin agresif şekilde yaşandığı yıllarda ardından güçlü krizleri getirmiştir. Uzun yıllar yüksek enflasyon oranları, cari açıklar ve kamu açıklarıyla boğuşan Türkiye ekonomisi bir türlü finansal istikrarı sağlayamadığı gibi istenen büyüme oranlarını da yakalayamamıştır. Sanayi teşvik planları ile başlayan planlı ekonomiye geçiş çabaları, 1963’te kalkınma planları ve 2006 yılından itibaren uygulanmaya başlayan Orta Vadeli Programlarla ekonomi planlı bir yapıya kavuşturulmaya çalışılmışsa da hala başarılı olduğumuzdan söz edemeyiz.

Son yıllarda yaşanan büyüme oranlarını göz önüne aldığımızda da şunu fark ediyoruz ki Türkiye ekonomisi hızlı büyüme yaşadığı yıllarda bu büyüme hızına ihracat ve arzdaki artış eşlik edemedi ve bunun sonucunda yüksek dış ticaret açığı ve bundan dolayı aşırı borçlanma ve faiz artışları yaşandı. Türkiye %8 – %9 büyüme potansiyeli olan bir ülke genç ve tüketime açık bir nüfusu var tüketim sınırlandırılmadığı takdirde çok rahat bu büyüme oranları yakalanabilir fakat bu büyüme gerçek bir büyüme olur mu o tartışılır çünkü ne sürdürülebilir ne de etkileriyle başa çıkılabilir. 2008 finansal krizinin ardından alınan ekonomik tedbirler üretim artışını sağlamaya başaramadı ve 2020 yılında yaşanan ortalama %8.7 büyüme 2020 yılında %2.2 ye düşürülmek zorunda kalındı. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan 2020 orta vadeli programını açıklarken Türkiye için bir hedef belirlde ve %5 büyüme, %5 cari açık, %5 enflasyon hedeflendiğini belirtti. Ne yazık ki 2020 ve 2020 yıllarında bu hedefler tutturulamamıştır. Türkiye için bu rakamlar gerçekçi midir? Bu büyüme oranıyla 2023 hedefleri yakalanabilir mi gibi sorular ekonomi otoriteleri tarafından sıkça tartışılmaktadır.

İbrahim Kılıçlıoğlu – Marmara Üniversitesi ’14

Hormonlu büyümeden kapanıyorlar

Nuran ÇAKMAKÇI
Nuran ÇAKMAKÇI

Bu aralar hangi eğitim kurumuna gitsem bu konuşuluyor: “Çok sayıda okul yakında kapanacak”. Başta küçük okullar olmak üzere zincir eğitim kurumlarının zayıf halkalarında ciddi sorunlar yaşanıyor.

Mektebim Okulları’nın kurucusu Ümit Kalko’nun konkordato ilan etmesi, İzmir’de maaşlarını alamadığı için derse girmeyen öğretmenler gibi haberleri daha sık duyar olduk. İstanbul’daki durumu biraz araştırdım. Buna göre özel okul tablosu pek parlak değil. Özellikle yeni açılan bazı 1-2 yıllık okullar kapanma tehlikesi ile karşı karşıya. Bu sayının şimdilik 100 civarında olduğu söyleniyor. Türkiye genelinde 200’ü geçtiği de söylentiler arasında.

Her gün birkaç okulun sıkıntı yaşadığı, ortak bulmak için arayışta olduğu ve bunun için Türkiye Özel Okullar Derneği’nin kapısını çaldığı kulağıma geliyor. Peki tüm bunların nedeni ne? Öncelikle, hızla büyümek isteyen sektöre yeni giren okul sahiplerinden bazıları başka okullardan yüksek ücretle öğretmen transfer ediyorlar; öğrencilerini de kurumlarına cazip tekliflerle alıyorlar. Ve en önemlisi kademeli değil, aynı anda bütün sınıfları doldurarak ya da birkaç kampus açarak işe başlıyorlar. “Hormonlu büyüme” olarak nitelendiren bu yöntem sonunda, büyümeye çalışırken batıyorlar. Sadece yeni açılanlarda değil, bazı zincir okulların “franchise” şubelerinde bile ciddi sorun yaşanıyor. Onlarca okulda öğretmenler maaşlarını aylardır alamıyor. Bazı okullar nasılsa kazançlı diye yüksek fiyata bağladıkları okul binalarının kirasını ödeyemiyor, yemek firmaları borç listeleri ile kurucuların kapısını çalıyor.

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

Tabii sermayesi iyi olup yavaş yavaş büyümeyi tercih edenlerde sıkıntı olmadığının, sağlam altyapıları nedeniyle köklü kurumlarda finansal sorun yaşanmadığının altını çizmekte fayda var.

SON İKİ YILDA İKİ KATINA ÇIKTI
Geçen yılki 2 bin 700 okul açılışı aslında bu tabloyu net olarak ortaya koyuyor. Son durumu Türkiye Özel Okullar Derneği Başkanı Nurullah Dal’a sordum. Dal da sadece İstanbul’da 100’e yakın okulun zor durumda olduğunu ve kapanma tehlikesi içinde bulunduğunu belirterek, şunları söylüyor:
“Bize de birçok okul sahibi geliyor. Ortak arıyor, okulunu devretmeye çalışıyor, kuruma kiraya veren bina sahibi yardım istiyor. Biz bunları isim isim biliyoruz. Köklü okullarımız dimdik ayakta, çünkü finansal yapıları sağlam. Türkiye zor bir dönem geçiriyor, kurumların da bundan etkilenmesi normal. Ancak sektörü zora sokan şey arz-talep dengesinin bozulmasıdır. Son iki yılda açılan kurum sayısı ikiye katlandı, şu anda 11 bin kurum var. Öğrenci sayısı sabit. İki senede iki katına çıkan bu kurumların öğrenci bulması zor. Teşvikler kalktı, veli önünü görmek için daha titiz davranıyor. Eskiden okul açanlar her yıl sınıflarına kademeli olarak öğrenci alırdı, şimdi aynı anda tüm sınıflar doldurulmak isteniyor. Bu da kurumların iflasına neden olabiliyor. Eskiden dört senede okul dolarken, şimdi bir senede tüm kademeler doldurulmaya çalışılıyor. Sektörün bu durumda olmasının temel nedeni okul sayısındaki aşırı artıştır.”

METREKARE YERİNE FİNANS ARAŞTIRILSIN
Bir diğer neden olarak kurucuların finansal durumunun iyice araştırılmaması gösteriliyor. Yani okul açılış izni için kapı-pencerenin nereye açılacağı, sınıfın kaç metrekare olacağından çok, kurucunun mali yapısına bakılması, teminat istenmesi, binanın kira olup olmadığının iyice araştırılması gerekiyor. Aynı semtte neredeyse 100 metre arayla ya da karşı karşıya onlarca okul açıldı. Bu mağduriyetin yaşanması bekleniyordu. Tabii ki serbest ekonomi girişimcilerin de önünü kapatmamalı, ama şimdi olduğu gibi birtakım sorunlar nedeniyle yüzlerce öğrenci kapı önünde kalacaksa bu konuda artık daha sağlam çalışmaların olması şart.

ÖZEL OKUL ZAMLARI NE OLACAK?
Özel okullar her yıl zam oranlarını TEFE+TÜFE ortalamasının yarısı kuralına göre belirler ve genellikle üst limiti kullanarak zam oranlarını açıklar. Bu da bu yıl yüzde 30’u geçiyor. Erken kayıtların yavaş yavaş başladığı bu günlerde zamlarla ilgili de bir nabız yokladım. Veliler hemen telaşlanmasın. Öncelikle şunu söyleyeyim, hiçbir okul bu oranda artışı öngörmüyor. Düşünülen artış yüzde 15-20 bandında. Burada kuşkusuz en önemli neden, aynı orana yakın bir zammı çalışan öğretmene de yansıtmak zorunda olmaları.

Geçen yıl mayıs ayında fiyatları belirleyen ve yüzde 15-16 artış yapan okullar, haziran sonrası dövizdeki yükseliş nedeniyle bir hayli zorlandılar. Özellikle yabancı öğretmen çalıştıran okullarda ciddi sorunlar yaşandı. Ancak şu anki resmi rakamlarla öngörülen artışın velinin ödeyebileceği bir artış olmadığının da farkındalar. Ayrıca öğrenci teşviklerinin bitmesi ve ciddi öğrenci kaybı yaşamaları nedeniyle ücret artışları beklenenin çok altında da kalabilir.

Geçen yıl mayıs ayında fiyatları belirleyen ve yüzde 15-16 artış yapan okullar, haziran sonrası dövizdeki yükseliş nedeniyle bir hayli zorlandılar. Özellikle yabancı öğretmen çalıştıran okullarda ciddi sorunlar yaşandı. Ancak şu anki resmi rakamlarla öngörülen artışın velinin ödeyebileceği bir artış olmadığının da farkındalar. Ayrıca öğrenci teşviklerinin bitmesi ve ciddi öğrenci kaybı yaşamaları nedeniyle ücret artışları beklenenin çok altında da kalabilir.

Büyüme Hormonu

Büyüme hormonu beyinde bulunan hipofiz bezinden salgılanmaktadır. Yaşlanmayı yavaşlatmaya, kemiklerdeki yoğunluğu arttırma ve yağ yakımına yarar.

Büyüme Hormonu

Büyütme hormonunun İngilizce anlamı Human Growth Hormone’dir. Kısaca HGH hormonu ya da gh büyüme için hormonu olarak da bilinir. Hipofiz bezinden salgılanır ve en önemli olan hormonların içinde yer alır. Direk olarak kas yapma özelliği bulunmasa da yaşlanmayı yavaşlatma,kemik yoğunluğunu arttırma ve yağ yakımını hızlandırma etkisi bulunur. İnsan bedeni yaşlanmaya başladıkça büyüme hormonu daha az salgılanır.

30 yaşında olan bir kişide hormon çok salgılanırken 90 yaşında olan bir kişide hormon çok salgılanmaz. büyüme hormonu olan gh zaman içinde özellikle spor camiası tarafından sıkça tercih edilen bir hal almıştır. Sporcular tarafından sık tercih edilen büyüme hormonlarının sıkça vücuda yararlarından bahsediliyor olsa da konuyu daha detaylı ele almakta ve faydalarının yanında varsa zararlarından da bahsetmekte fayda bulunmaktadır.

Büyüme hormonu olan gh vücuda avantaj ve dezavantajları incelenirken büyüme hormonu ne zaman kullanılmalı konusunda da dikkat edilmelidir. Özellikle vücut geliştirmede, göğüs büyütme konusunda, kas yapma konusunda, bacaklarda kas yapmada kullanılır. En güzel vücuda sahip olmak özellikle erkeklerin en büyük hayalidir. Sporcular en güzel vücuda hormonla sahip olur. Kısaca bahsetmek gerekirse vücut geliştirme teknikleri için tercih edilecek olan büyüme hormonu ne zaman kullanılırsa büyüme hormonu etkileri nasıl olur. Bunun bilincinde olarak hareket etmekte fayda bulunmaktadır. En güzel vücuda sahip olacağım diye zararları oluşturan hormon takviyelerinden uzak durmak gerekir.

Özellikle ülkemizde bu hormonla kendini olduğundan daha farklı göstermeye çalışan insanlar bulunmaktadır. Bundan kaynaklı olarak da hormonla alakalı yanlış kullanımlar yapılmasının yanında nasıl ve ne kadar kullanılacağı da bilinmemektedir. Büyütme için tercih edilecek olan büyüme hormonu olan gh hakkında yanlış yönlendirmelerden arınmak hangi büyüme hormonlarının hangi durumlarda hangi yaş aralıklarında tercih edilebilirliğini bilmek son derece önemlidir.

Doktor tarafından iğnelerin ve desteklerin kaç kez kullanılacağı söylenir. Büyüme hormonu gelişen hastalıkları konusunda mutlaka doktor tedavi yapılmalıdır.

Büyüme Hormonu Salgılanması

120 kiloluk vücut farklı olabilir

Hormonun en sık salgılandığı zaman gece uyku saati dilimleri içinde salgılanır. Uyku kalitesi yüksek olan kişilerde fazla düzeyde hormon salgılanır. Kısaca bu konuda yapılmış olan araştırmalar büyüme hormonu en yüksek uyku saatleri açısından gece 22:00 ile 02:00 arasında salgılandığını ortaya çıkartmıştır.

Özellikle ergenlik yaşına kadar en üst seviyelerde olur. Bundan kaynaklı olarak da çocuklarda ve sporcularda gece uykusu oldukça önemlidir. Ayriyeten hormon ağır şekilde yapılan spor antrenmanlarında ve vücut geliştirme sporlarında da çok şekilde salgılanır. Özellikle gögüs geliştirme yapanlarda çok salgılanır. Ne kadar çok ağır çalışılırsa ve nekadar çok kas çalışırsa büyütme hormonu da o kadar çok salgılanır.

Aşırı düzeyde yağ tüketimi yapmak hormonun üretimi konusunda eksikliklere yol açar. Özellikle basit olan karbonhidratlar ve şekerli gıdalar kan şekerinde yükselmelere sebebiyet olur. Bu tarz gıdaların tüketimi konusunda dikkatli olmak ve ne kadar tüketeceğinizi bilmeniz gerekir. büyütme hormonunun salgılanmasını azaltan önemli etkenlerden bir tanesi de sudur. Spor yapanların susadıkları anda su içmeleri gerekir. Vücudun susuz kalması sonucu büyütme hormonu az düzeyde salınır. Büyütme ile alakalı hormonun nasıl arttıracağı konusunda protein alımı yapmak gerekir. sporcular hemen hemen her öğünde proteinli gıdalar tüketir.

Bu gıdalar kas yapımı konusunda da etkilidir. Özellikle protein destekli olan tozlar ve amino asitler bu anlamda destekçidir. Bu tarz ürünlerin nasıl kullanılacağını bilmek en önemli detaydır. Çok kullanmak vücutta zararlara yol açar. Hangi protein ile hangi kas çalışır, hangisine faydalıdır, nasıl kullanılması gerekir, kaç yaşına kadar içilmelidir, kas kütlelerine yararı ve zararı nedir, saat kaçta alınmalıdır, kaç saatte bir içilmelidir, kaç ölçek içilmelidir gibi detayların bilinmesi gerekir. Çünkü bu tozların ve destek ilaçların hepsi farklı şekilde çalışır.

Büyüme hormonu ile alakalı hastaları ortaya çıkartan iğneler ve desteklerdir. bunlar ile hastalıklar olur. Bunların oluşmaması adına ve büyüme hormonu ile alakalı hastalıkları atlatmak adına doktora gitmek gerekir. büyüme hormonu açısından uyku saatleri dengelenmelidir. Çünkü uykuda salınan büyüme hormonu daha düzenli salgılanır. Uykuda salınan büyüme hormonu en üst seviyelere ulaşabilir. Büyüme hormonu uykuda normal değerleri ile salınır.

Az düzeyde salınan büyüme hormonu açısından yan etkileri oluşur. Büyüme hormonu açısından yan etkileri konusunda mutlaka doktora başvurulması gerekir.

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

İkili Opsiyonlar ve Forex Hakkında Her Şey
Bir cevap yazın

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: