FED Muslukları Kısıyor Mu

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

FED Muslukları Kısıyor Mu?

ABD ekonomisinin durumu, FED’in politikaları ve attığı adımlar en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün piyasaları etkilemektedir. Her ayın ilk haftası Cuma günü tüm piyasaların merakla beklediği tarım dışı istihdam ile birlikte açıklanacak olan işsizlik oranı verisinin sonucu Dolar’ın değeri ve varlık alım programı(QE) ile ilgili kararlara etki edecektir. Tarım dışı istihdam ile işsizlik nedir ve etkileri nelerdir? Bu ayki beklentiler nasıl? Varlık alım programı nasıl etkilenir? Varlık alım programının Türkiye üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

Tarım dışı istihdam, tarım endüstrisi haricinde son ay içerisinde çalışan insanların sayısındaki değişiklikleri belirler. Yukarı yönde bir eğilim ülkenin para biriminde pozitif bir etkiye sahip olacağı gibi aşağı yönde bir eğilim ülkenin para biriminde negatif bir etkiye neden olacaktır. Eğer gelecek olan haber beklentiden daha yüksek sonuçlanırsa bu durum çalışan insanların sayılarında pozitif bir artış olduğunu göstereceğinden ABD Dolar’ının değer kazanmasına neden olacaktır. Eğer gelecek olan haber beklentiden daha kötü çıkarsa bu durum çalışan insanların sayılarında negatif bir azalış olduğunu göstereceğinden ABD Dolar’ının değer kaybetmesine neden olacaktır.

Genellikle işsizlik oranı verisinin direk olarak Dolar’a etki etmesi beklenilmektedir. Ancak bazı durumlarda işsizlik oranı verisinden dolayı Dolar değil ABD borsaları etkilenmektedir. ABD borsaları ile Dolar endeksi ters korelasyonludur. Eğer beklenti ile açıklanan rakam arasındaki fark %0,2 veya daha azsa bu durumda direk olarak Dolar endeksi yani Dolar etkilenecektir. Ancak eğer aradaki fark daha fazla ise bu durumda direk ABD borsaları etkilenecektir. Böylelikle “ABD borsaları yükselirse Dolar değer kaybedecek, ABD borsaları düşerse Dolar değerlenecektir”.

FED, 2008’deki emlak balonunun patlamasıyla QE programını devreye soktu ve bu sayede %5 olan faiz %0,25’lere kadar indi. Krizden sonra %6,4 oranında gerileyen ABD ekonomisini canlandırmak ve tırmanan işsizliği azaltmak adına 2008, 2020 ve 2020 yıllarında 3 tane QE programı uygulandı. FED Başkanı Ben Bernanke işsizliği %6,5 olarak hedeflediğini açıklamıştı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler QE programından olumlu etkilendi ve fon akımları bu ülkelere yöneldi.

Kasım Ayında, 125K olarak beklenen tarım dışı istihdam değişim verisinin beklentilerin çok üzerinde 204K ve işsizlik oranının da beklendiği gibi %7,3 olarak açıklanması Dolar’da ciddi değer artışlarına sebep oldu. Bu olumlu veriler doğrultusunda piyasada FED’in varlık alım programını sonlandıracağı endişesi oluştu. Türkiye Borsası bundan olumsuz etkilenerek satış baskısına maruz kalsa da Wall Street tek bir ayın verilerinin iyi gelmesiyle programın sonlanmayacağının farkında. Ayrıca FED programı sonlandıracak bile olsa bunu azar azar yapacağını açıklamıştı. İşsizlik de Bernanke’nin hedefi olan %6,5’a daha ulaşılabilmiş değil. 6 Aralık günü açıklanacak olan tarım dışı istihdam verisi ve işsizlik oranları için beklentiler de sırasıyla 180K ve %7,2.

Nouriel Roubini’nin de içinde bulunduğu bir grup ekonomist FED’in Ocak 2020’te tahvil alımlarını azaltacağı yönünde yorumda bulunsa da genel kanı 2020’ün ilk çeyreğinde gelecek olan verilerin de önemli olduğu yönünde. FED Başkanı değişikliği uygulanacak olan politikalarda bir değişiklik yaratacak mı onu da takip etmek gerekiyor. FED, öyle ya da böyle aldığı kararların tartışılmaması ve kendisine olan güveni sarsmamak adına yakın zamanda tahvil alım programına son vererek musluğun ağzını kapatacak. Her ne kadar musluğu önce biraz kısacağını yani yavaş yavaş kapatacağını da söylese, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir grup gelişmekte olan ülke piyasalarının buna hazır olmadığı düşüncesi hâkim.

Avrupa Merkez Bankası Faiz Kararı

Avrupa Merkez Bankası başkanı Mario Draghi, 7 Kasım günü toplantı sonrası faizi beklenmedik bir şekilde %0,50 seviyesinden %0,25 seviyesine indirme kararı aldıklarını açıkladı. Bu da EUR/TL paritesinde hareketlilik yarattı ve paritede aşağı yönlü hareketler görüldü. Niçin böyle bir karar alındı? AMB amacına ulaştı mı? İlerde nasıl kararlar alınacak?

Euro Bölgesi’ndeki enflasyonun son 4 yılın en düşük seviyesine inmesinin ardından, piyasa katılımcıları henüz beklemese de AMB politika faiz oranını 25 baz puan indirerek %0,25’e çekti. Draghi, kararın açıklanmasının ardından düzenlenen basın toplantısında enflasyonun uzun dönemli düşük kalmasını beklediklerini ancak bir deflasyon riski görmediklerini ifade etti. Euro faiz indirimi sonrasında sert bir değer kaybı yaşadı.

AMB enflasyon hedefini %2’nin hemen altı olarak açıklamıştı. Hedefinden çok uzakta olan Euro Bölgesi’nde enflasyonun bu yıl ve 2020’te %1,5 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Fiyat değişimini ve buna bağlı de olarak enflasyon değişimini de ölçen CPI endeksi, 29 Kasım günü beklentilerin %0,1 üstünde %0,9 olarak açıklandı. İşsizlik oranı ise %12 ile rekor yüksek seviyelerde bulunuyor. AMB’nin faiz indirimi kararını almasının sebebi kesin olarak Avrupa’daki yüksek işsizlik oranları ve düşük enflasyon. Enflasyonla beraber fiyatlar genel düzeyini yükseltmek ve bunun üretimi arttırarak işe alımlara etki etmesi beklentisi mevcut.

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

AMB’nin şimdi de daha önceki toplantılarda da yeşil ışık yaktığı negatif faiz ihtimalini değerlendirmesi durumunda olacaklar piyasalardaki yatırımcılar tarafından konuşuluyor. 5 Aralık’taki toplantı bu açıdan büyük önem taşıyor. Aslında çözüm yolunda Draghi’nin pek de yapabileceği başka bir şey yok. Almanya Bundesbank varlık alım yöntemine o kadar karşı ki Draghi’nin eli kolu bağlı. Mevduatlara eksi faiz uygulaması anlamına gelen negatif faiz ile AMB’de tutulan paraların bankalara bir maliyeti olacağı için çekilerek bankalar tarafından kredi olarak verilmesi amaçlanıyor. Ancak kredi verecek bir iş modeli yoksa bankalar paralarını tutmayı ve bu maliyeti göze almayı tercih edebilirler.

Danimarka Örneği

Dünyada uygulanan örneklerinden Danimarka’ya bir göz atalım. 2020 yılının ortalarında, Danimarka kronunun çok değerlenmesinin ve AMB’nin politika faizini %0,75 seviyesine düşürmesinin ardından Danimarka’da %0,1 ve %0,25 arasında eksi faiz uygulamasına geçildi. Danimarka Merkez Bankası’nın amacının piyasalara çıkacak Danimarka Kronu likiditesi arttırarak Danimarka kronuna değer kaybettirmek olduğu dile getirildi. İstenilen sonuç elde edildi. Euro’ya endeksli seyir eden Danimarka kronu bu uygulamanın sonucunda değer kaybetti. Danimarka Merkez Bankası araştırmasına göre bu uygulamanın maliyeti 150 milyon Danimarka kronu oldu.

Negatif Faiz Politikası İşe Yarar Mı?

AMB’nin negatif faiz politikasını uygulaması durumunda örneğin faiz -%0,1 olacak. Bu politika Euro Bölgesi’nde işe yarar mı? AMB’de en çok para tutan Almanya ve Fransa’nın alacağı kararlar bu noktada büyük önem taşıyor. Bu ülkeler bilindiği gibi kredi notu yüksek ülkeler yani acil kredi ihtiyacı olmayanlar. Hollanda da bu ülkeler arasındaydı ancak 29 Kasım günü kredi notu AAA’dan AA+’ya düşürüldü. Almanya ve Fransa paralarını AMB’den çekip piyasaya sürmediği sürece bu politika pek de etkili olmayabilir.

Acil kredi ihtiyacı olan ülkelerden İtalya, İspanya, Yunanistan gibi kredi notu düşük ülkelerin zaten AMB’de tuttukları yüksek miktardaki paralardan söz etmek mümkün değil. Kredi notu düşük ülkelerin kredi notu yüksek ülkelere güven vermesi gerekiyor. Eğer ilk olarak onlar az miktarda tuttukları paralarını çekip piyasaya sürmezlerse Almanya veya Fransa niye yapsın? Bu durumda bu politika ilk önce istenilen sonuca ulaştırsa da daha sonra diğer dinamikler önemli. FED’in tahvil alımları kararının da bu noktada Euro üzerinde büyük etkileri olacaktır.

FED kadar girişimci olmayan AMB’nin negatif faiz kararını 5 Aralık günü açıklaması pek olası değil. Öncelikle 25 baz puanlık faiz indiriminin etkisini göstermesini bekleyecek ve ne kadar efektif olacağına bakacaktır. Daha sonra bankaları inceleyecek ve varlıkların kalitesini test eden stres testini uygulayacaktır. Bunlar da 2020’ü bulacak gibi gözüküyor. Her ne kadar negatif faiz kararı daha erken gibi gözükse de tedbirli olmakta fayda var. Son aldığı karar gibi bir sürpriz kararla karşılaşmamak adına…

Bitcoin vs. Altın

Bitcoin, altının dijital bir kopyası gibi görünebilir. Buna modern dünyadaki veya siber ortamdaki altın standardı bile denebilir. Winklevoss ikizlerinin tabiriyle “Altın 2.0”. Bitcoin’in hedefi ve yapmaya çalıştığı doğru olabilir ancak doğru yolda mı ilerliyor buna bir bakalım.

Son dönemde altının değer kaybetmesiyle ve dijital para yatırımlarının artmasıyla Bitcoin’ler ilk değerini yaklaşık üçe katladı. Uzun vadede bakıldığında Bitcoin yatırımlarına artan ilgiyle beraber yükseliş gösteriyor ancak altına kıyasla küçük bir pazar olduğu bir gerçek. Peki, bu Pazar ne kadar güvenilir? Altının yerini alabilir mi?

Bitcoin de ayni altın çıkarmak gibi… Var olması için kazıp ortaya çıkarılması gerekiyor. Altın çıkarmanın nasıl bir masrafı varsa “mining” işleminin de belirli bir masrafı var ve bunun için hem bir enerji harcanıyor hem de bolca vakit gerektiriyor.

Altın gibi Bitcoin’in de bir çıkarılma limiti var. Bu limit 21 milyon ve şu anda 11 milyondan biraz daha fazlası dolaşımda. Ayrıca altın nasıl bölünebiliyorsa(1 ons, yarım ons…) 1 Bitcoin de 0,00000001 btc’ye kadar küçültülebilir. Toplam değeri 1 BTC etse de bir sürü parçalara ayrılabilir.

Altının tersine Bitcoin’ler istendiği zaman internet üzerinden gönderilebiliyor. Altında bunu yapmak mümkün değil. Bitcoin’lerinizi ise tek bir tuşla dünyanın öbür ucundaki birine gönderebilmeniz mümkün.

Altının varlığından söz edilebilir ancak Bitcoin’ler siber ortamda var olmuşlardır. Altını depolamak gerekir hatta bazı durumlarda bunun için paraya bile ihtiyaç duyulur. Bitcoin için ise kişiler, internette oluşturdukları sanal cüzdanlarda Bitcoin’lerini saklarlar ve bu cüzdanlar aracılığıyla işlem yapabilirler.

Bitcoin, altının bütün özelliklerini taşıyor; hatta birtakım özelliklerini düzeltiyor gibi bile görünebilir. Altının geriye kalan tek ve en önemli özelliği hariç… Altının altın olduğu için sahip olduğu “gerçek değer”. Bitcoin’in böyle bir değeri yok.

Altının yüzyıllardan beri emtia olarak bir değeri var ve herkes tarafından talep edilen bir lüks mal. Altınla hizmet veya mal satın alınabilir çünkü o kişinin altına ihtiyacı yoksa bile ihtiyacı olan birileri kesin vardır. Bitcoin, altını çekici yapan bu bahsettiğimiz gerçek değer dışındaki her özelliğini taşıyor. Bitcoin’i insanlar talep ediyor çünkü birileri de başka bir yerde talep ediyor. Altın ise yıllardır kendine ait eşsiz bir değeri olduğu için arzulanıyor.

Şimdi çok eskilerden günümüze kadar gelerek Bitcoin’in hangi noktada olduğuna bakalım. 17. yy’da kuyumcu olan Goldsmith’ler kasa yaptırıp altın külçeleri orada saklarlardı ve bunların karşılığında Goldsmith kağıdı(Goldsmith’s notes) adı verilen hamiline yazılı bir kâğıt verirlerdi. Kişi, ihtiyaç duyduğu mal veya hizmeti isterse bununla alabilirdi ve bu kâğıt, para birimi gibi piyasada dönebilirdi. 1913 yılında, FED kurulmadan önce, özel bankalar altın depolayarak kendi banknotlarını kullanırlardı. Bu para altın tarafından desteklenirdi. Eğer kâğıt paralar altın tarafından desteklenmeseydi tabii ki kimse bir değeri olmayan kâğıt paraları kullanmazdı. Buna meşru para(legitimate currency) sistemi adı verildi. 1971’de “Nixon Şoku” olarak bilinen ABD Başkanı Richard Nixon’un Amerikan Dolarının altın karşılığını kaldırmasıyla birlikte bu karşılık sistemi ortadan kalkmıştır. Bu şekilde itibari para(fiat currency) sistemine geçilmiştir ve hala bu sistem kullanılmaktadır.

Bitcoin’lerin de arkasında bir şey yok o zaman sorun yok gibi düşünülebilir mi? Maalesef hayır. Bu o kadar basit değil. Ben, TL kullanmak istemesem bile devlet vergileri yalnızca TL cinsinden ödemeyi kabul ettiği için o paraya ihtiyacım var. Eğer ben hapse girmek gibi bir bedel ödemek istemiyorsam bu vergileri ödemek zorundayım. Altın gibi olmasa da bu da paranın bir değeri olduğunu gösterir.

İlk olarak, Bitcoin’e para gibi davranılamaz. Bitcoin’in değerini tahmin etmeyi bırakın ilerde var olup olmayacağı bile tartışmalı. Özellikle kara paraya altyapı oluşturduğu gerekçesiyle ciddi biçimde eleştiriliyor. Yakında bu tür işlemler yasa dışı bile ilan edilebilir. Çin Merkez Bankası 5 Aralık günü Bitcoin’in ticari kurumlar tarafından kullanılmasını yasakladı. İkincisi, biri çıkıp da daha çekici olan yeni bir dijital para birimi bulursa herkes ona yönelirse ne olacak? Örneğin Litecoin. Bitcoin ile hemen hemen aynı görevi gören başka bir dijital para birimi. Birden bire herkes Litecoin talep etmeye başlarsa Bitcoin’in kaybedeceği değeri hayal bile edemiyorum veya tam tersi… Üçüncüsü, çoğu Bitcoin daha en baştan çok çok düşük fiyatlardan toplandı veya madenciler tarafından çıkarıldı. Şu anda insanlar Bitcoin alıyor çünkü fiyatın yükseleceğini düşünüyorlar. Fiyatın ne kadar yükseleceği bilinemez. Belki en tepeye ulaştı bile belki de bunun da iki katına çıkacak. Tek bir gerçek var o da fiyatın dip seviyesinin bu olmadığı. Çoğu insan altının düşünden sonra Bitcoin’in yükselişine kanarak ona yöneldi ve artan talep fiyatları daha da yükseltti. Bitcoin’leri olanlar bu durumu değerlendirerek daha da yükseleceğini düşünse de aslında bu hızlı yükseliş bir balon oluştuğunun kanıtıdır. Finans tarihinde bu duruma benzeyen balonlar; Hollanda’daki Lale çılgınlığı, Fransa’daki Mississippi balonu, Amerika’daki Enron ve Mortgage balonlarıdır. Bir noktada bu balon patlayacak ve piyasanın psikolojisi değişecek. Bunun sonucunda fiyatlar aşağı doğru hareket etmeye başlayacak. İşte o zaman elinde yüzlerce, binlerce Bitcoin bulunduranlar çok büyük hüsrana uğrayacak. Bunun en güzel örneği de 1 Aralık Pazar günü Bitcoin’in 300$’dan daha fazla değer kaybetmesiyle yaşandı.

Altının gerçek bir değeri olduğu kesin Bitcoin’ler altının çoğu özelliğini kopyalasa da en önemlilerinden “gerçek değer” özelliğini alamadığı sürece problem yaşayacak. Evet, yatırımcılar için güvenli liman olan altının yılbaşından bu yana %25 değer kaybettiği gerçeği de göz önüne alınırsa uzun vadede aşağı yönlü trendi deflasyon kaygısıyla beraber devam ediyor ve Bitcoin de kısa vadede kazandırmaya devam ediyor. Ancak ünlü ekonomist Marc Faber’in de dediği gibi uzun vadede Bitcoin yatırımcıları hüsrana uğrayacak gibi gözüküyor. Uzun lafın kısası; bitcoin dört senedir, altın ise dört yüzyıldır var. Sizce hangisi daha güvenilir?

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

İkili Opsiyonlar ve Forex Hakkında Her Şey
Bir cevap yazın

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: