Avrupa Krizi Geri Dönebilir mi

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

İkili Opsiyon Nedir?

En İyi İkili Opsiyon Şirketleri ve Stratejileri

Avrupa Krizi Geri Dönebilir mi?

Kötü haberlerin pek çoğu, “kurtarılamayacak kadar büyük” olarak gözüken İspanya üzerine yoğunlaşıyor.

İspanya

İtalya Başbakanı Mario Monti, İspanya’nın AB borç krizini yeniden ateşleyebileceğini belirtti. Haftasonundaki yerel seçimleri kaybeden İspanya’daki iktidar partisi, soğuk havayı değiştiremedi ve İspanya’daki hisseler, AB endeksleri ABD’deki teşvik ümitleriyle yükselirken dibe vurdu.

İspanya yılın ilk iki ayı için bütçe açığını, geçen seneki 9.3 milyara karşılık 20.7 milyar Euro olarak açıkladı. Bu İspanya’nın GSYİH’nın %1.94’ü veya yıllık bazdaki GSYİH büyümesinin yaklaşık %12’sidir. İspanya Merkez Bankası, İspanya’nın ilk çeyrekteki negatif büyümenin ardından tekrar bir resesyon içinde olduğunu açıkladı, bu da AB’nin belirlediği hedef bütçe açığı olan GSYİH’in %8.5 oranını yakalamak üzere hükümetin çalışmalarını zora soktu. İspanyol hisseleri bir kez daha Avrupa’da günün en kötü performansını gösteren hisseleri oldu ve %1.1 düştü.

Citi Bank’ın Başekonomisti Williem Buiter, İspanya’nın bu yıl üçlü bir yardım aramaya ihtiyaç duyabileceğini öngördüğünü belirterek piyasanın gerginliğini artırdı. İspanyol ‘Banca Civica’, bankanın hesaplarındaki büyük miktardaki ödenmemiş borçları nedeniyle nominal değeri 2.8 milyar Euro’dan sıfıra düşürülerek Caixabank tarafından devralındı. Yerel bankaların daha büyük sorunlar yaşadığı inancı güçlenirken Banca Civica, nispeten daha stabil bankalardan biri olarak değerlendiriliyordu. İspanyol hisseleri, üçüncü gün üstüste Avrupa’nın en kötü performans gösteren hisseleri oldu ve %2 düştü.

İspanya’nın 10 yıllık gösterge tahvili ayın başından itibaren 11 bps arttı. The Wall Street Journal, AB bankalarına üç yıllık likidite sağlaması beklenen LTRO (Uzun vadeli finansman operasyonu) ihalesinin, “üç ayda buharlaşabileceğini” belirtti. Düşük hisse senedi fiyatları İspanya bankalarının sermayelerini artırmalarına izin vermediğinden dolayı bu durum, bankaların yeni satın aldıkları İspanya devlet tahvillerini satmalarına zorlayabilir ve yeni bir satış dalgasını alevlendirebilir. Bu da, AMB’nin, GIIPS tahvil fiyatlarını normale çevirmek ve bir yayılma önlemek için daha fazla zayıf GIIPS tahvillerini satın almasını mecbur kılarak, GIIPS borçlanma maliyetlerinin artmasına neden olabilir.

İtalya

Perşembe itibariyle İtalya’nın 10 yıllık gösterge tahvili %5.25 yükselirken, İtalyan hisse senetleri %3’ün üzerinde düştü. Ayrıca bir İtalyan bankası yatırıma kapatıldı.

Portekiz

Cumberland Advisors’dan David Kotok, Portekiz’in durumunu, daha önce Yunanistan’da da olduğu gibi “çöküşte” olarak değerlendirdi. Özellikle de Portekiz bankalarından çıkışın ve Portekiz’in borçlarının yükseldiğini belirtti. Bunun nedeni olarak da, yatırımcıların, tahvil sahiplerinin kayıplarını Yunan tahvil sahiplerinden olduğu gibi kabul etmelerini sağlayan bir kolektif eylem kararından (CAC) endişe duymalarını gösterdi. Geriye dönük bir kanun değişikliği olarak CAC’ın kullanılması, oyunun kurallarını değiştiren bir olay. AB, resmi olarak, küresel kredi piyasası olarak adlandırılan onu besleyen eli kesti. Eğer AB hükümetleri, getiriler üzerinde önceden mutabık kalınşartları azaltmaya çalışırsa, tahvil alıcıları artan riske karşılık daha yüksek getirilere ihtiyaç duyacaklar. Sonki AMB mühadalesi, kazançların daha da artmasını engelledi, ancak bir noktada artan risk, daha yüksek borçlanma maliyetleri ile yansıtılacaktır.

Murat Arın: Avrupa krizi nasıl ilerleyecek?

Avrupa’da bir yandan kurtarma çabaları yürütülmeye çalışılırken öte yandan sorunlar ülkeden ülkeye sıçrayarak devam ediyor

Bayram tatili süresince küresel piyasalarda sert dalgalanmalar devam etti. İtalya’nın hedef tahtasında en üst sıraya çıkması ve İtalya faizlerindeki yükselişin sürmesi borsalarda sert satışlara yol açtı. Bundan sonraki dönem için varolan riskler ise şöyle:

İTALYA RİSKİ: Geçen hafta İtalya hazine tahvili faizinin yükselmesinin ardından, bankaların tahvilleri teminat olarak kullanımında, yüzde 15 oranında teminat artışı olacağını yazmıştım. Teminat oranlarını belirleyen LCH’nin İtalya bölümü erken bir kararla oranları beş puan civarında artırdı ve İtalyan faizlerinin yüzde 7’nin üzerine sıçramasına yol açtı, borsalarda sert düşüşler yaşandı. Faiz yüzde 7’nin üzerinde üst üste beş gün kalırsa 15 puanlık teminat artışı da gelecek. İtalyan bankaları ciddi bir likidite sıkışıklığı yaşıyor. En büyük beş İtalyan bankasının ECB’den borçlanması ekim ayı sonunda 111 milyar euro. Teminat oranı 15 puan artınca bankalar daha fazla nakte sıkışacak. Ayrıca yüksek faiz ve banka riskleri nedeniyle İtalya için her an yeni bir not indirimi gelebilir.

FRANSA RİSKİ:
İtalyan faizlerinin ardından Fransa’nın tahvil faizleri yükselmeye başladı. Euro Bölgesi içinde Almanya’nın karşısında eşit konumda oturan Fransa’nın, Almanya ile olan faiz farkı rekor seviyelere çıktı. Bunun nedeni, İtalya’daki en yüksek riskin Fransa bankalarında olması. Fransız bankalarının İtalyan hazine tahvili ve özel kredi risklerinin toplamının 300 milyar euro’yu aştığı hesaplanıyor. Bu da Fransa için not indirimi söylentilerini gündeme taşıdı. Fransa’nın notunun indirilmesi, Almanya’nın krizin tek kurtarıcısı olarak kalması demek. Bu gerçekleşirse kurtarmadan “umutlu” olmak mümkün değil.

DİĞER ÜLKE RİSKLERİ:
Macaristan’ın sorunları yeniden öne çıkıyor. Avusturya, bankaları nedeniyle not indirimiyle karşı karşıya kalabilir. Belçika zaten uzun süredir uçurumun kıyısında. İspanya bir süredir gündemden düşmüş gözükse de gelecek hafta yapılacak genel seçimlerin ardından geri dönebilir.

ECB BATIK MI?:
Avrupa Merkez Bankası (ECB) yaklaşık 200 milyar euro’luk PIIGS (Portekiz, İtalya, İrlanda, Yunanistan ve İspanya) tahvili satın aldı. Üstelik bu tahvillerin faizi yükseldiği için bugünkü fiyatlardan hesaplanırsa ciddi bir zarar oluştu. ECB’nin adı büyük ama sermayesi çok küçük. Sıradan bir banka olarak değerlendirmeye alınsa şu anda iflasın eşiğinde. ECB’nin sermaye yeterliliğiyle ilgili tartışmaların bundan sonra gündeme yerleşmesini
bekliyorum. ECB’yi kuran ülkeler, bu zararların arkasında politik destek vermedikçe ECB’nin yüklü tahvil alımları yapması mümkün değil. Bütün ülkeler desteklemedeği sürece ECB, İtalya’yı tahvillerini satın alarak kurtaramaz.

ALMAN TEHDİ- Dİ:
Hiçbir ülke Avrupa Para Birliği’nden çıkartılamaz. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Yunanistan’ı “atarız” diye tehdit etti ama böyle bir kararı uygulayacak yasal bir düzenleme yok. Bir ülke kendi isteğiyle euro’dan çıkabilir ama aynı anda AB’den de çıkar. (Şimdi euro’dan çıkma ya da atılma koşullarını düzenlemeye kalksalar bütün ülkelerin parlamentolarında kabul edilmesi gerekir.) Euro’dan dolayısıyla AB’den çıkmak isteyen ülke, bunu büyük olasılıkla referandumla halka onaylatma yoluna gidecektir. Bunun bir tek istisnası var. 1990 yılında, Almanya Anayasa Mahkemesi, iki koşul gerçekleşirse ülkenin euro’dan çıkabileceğini karara bağladı: 1. Para birliği bir “enflasyon bölgesi”ne dönüşürse, 2. Alman vatandaşları, Euro Bölgesi’nin borçlarını öder duruma gelirse. Sanki bugün yaşananlar 21 yıl önceden düşünülmüş. Almanya kurtarma fonuna daha fazla para aktarmıyor ve bu durumun değişmesi pek mümkün değil. Ve Almanya, ECB’nin daha fazla para basarak ülke tahvilleri satın almasına da şiddetle karşı çıkıyor. Almanya’nın baskısı her türlü kurtarma çabasını frenlemeye devam edecek.

ABD BÜTÇE KRİZİ:
ABD Kongresi’nin 23 Kasım’a kadar 10 yıl içinde bütçe harcamalarını 1.5 trilyon dolar kısacak önlemler üzerinde anlaşması gerekiyor. Ancak Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, geçen üç ay süresince nerdeyse hiç ilerleme kaydetmedi. 2020’deki ABD başkanlık seçimi öncesinde iki parti arasındaki kavganın büyümesini bekliyorum, 23 Kasım’a kadar anlaşmaları büyük sürpriz olur. ABD’de bütçe krizinin tırmanması, piyasalar üzerinde satış baskısını artırırken Avrupa borç krizini daha fazla büyütebilir. Borsaların önünde çetin bir yol var.

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- AVRUPA’DA SOSYAL DEMOKRASİ GERİ DÖNEBİLİR Mİ?

2.Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda, Avrupa’nın en başarılı siyasi hareketi olan Sosyal Demokrasi’nin, son yıllarda giderek gerileme sürecine girdiğinden önceki yazılarımın birinde söz etmiştim.

Bu gerilemenin ardında, 2008 Finans Krizi sonrasında birçok muhafazakar politikanın uygulandığı Avrupa ülkesinde sosyal demokratların, politikanın birbirine zıt iki yönü arasındaki diyalektik düşünceyi terk ettikleri için, sonuçta şaşkınlığa düşüp, güçlerini büyük ölçüde kaybettiklerine değinmiştim.

Bu yazımda, “Sosyal demokratlar düştükleri bu durumdan, geri dönüşü sağlayabilir mi veya nasıl sağlayabilir” sorusunun yanıtını irdelemeye çalışacağım.

Bu yazımda da, öncekinde görüşlerine yer verdiğim Paul Sweeny’den ve Social Europe dijital dergisinin geçen yaz farklı ülkeler sosyal demokrat partiler üzerinde yaptığı Swot Analiz’den yararlanacağım.

Yazının başlığındaki sorunun; son haftalarda Fransa’da ortaya çıkan ve Mayıs 1968’den bu yana görülmemiş boyutlarda şiddet içeren ‘Sarı Yelekliler’ hareketi üzerine daha da önem kazandığını düşünüyorum.

Sarı Yeleklililer Hareketi, dezavantajlı halk kesimlerinin sorunlarına sahip çıkması gereken siyasi partilerin ataleti yüzünden, siyasete ve siyasetçilere yabancılaştırılan insanların, örgütsüz kaldıklarında, seslerini duyurabilmek için, nasıl ‘kontrolsüz güç’ haline gelebildiklerini göstermesi açısından çok uyarıcı nitelikte bir hareket olmaya devam ediyor.

Bu son hareket bile tek başına, sol/sosyal demokrat partilerin, sorumluluklarını hatırlamalarına yetip de artmalı! Ancak zaman içinde o basireti gösterip gösteremeyeceklerini bekleyip göreceğiz.

Yazının girişinde söz ettiğim kaynaklara göre, söz konusu sol/sosyal demokrat partiler “geri dönüş” için nasıl bir yol izlemeli?

Her şeyden önce, son yıllarda iyice kaybettikleri yurttaş güvenini geri kazanacak duruş sergileyip, söylem geliştirecek çok ciddi bir eğitimden geçmeliler. Bu eğitim süreci, siyasetçilerin yurttaşlara yabancılaştıkları algısını bütünüyle kıracak felsefi derinlikte olmalı. Aksi takdirde yurttaşların hem siyasete, hem de kendilerine yabancılaşmalarının önüne geçmelerinin mümkün olmayacağının ayırdına varmaları gerekir.

Programlarını yeniden hazırlarken, köklerine dönüp, pazar üzerinde güçlü devlet kontrolü zorunluluğunu esas almalıdırlar. Bunu yaparken, ulusal ve uluslararası ticareti bu kontrol anlayışı çerçevesinde elbette korumaya da özel önem vermelidirler.

Sol/Sosyal Demokratlar, genel finans üzerindeki gözetimleri yanında finans kanallarını yeniden düzenlemeli ve korunmasızları mutlaka korumaya almalıdırlar. Bu amaçla, iş dünyasından önce, yurttaşların gereksinimlerine dönük önlemler doğrultusunda kurallar koymalıdırlar.

Medya sahipliği konusunda çeşitlilik desteklenmeli, iklim değişikliğine karşı önlemler bilimsel çerçevede ele alınmalıdır.

Göç konusuna bir tehdit olarak bakmak yerine, bu olguyu insani unsurlar içinde, hem göçmenler, hem de kendi toplumları için yarar sağlayacak tarzda değerlendirecek plan ve programlar hazırlamalıdırlar.

Bu politikalarla, öncelikle kendileri ile merkez ve sağ muhafazakarlar arasındaki, uzunca bir süredir unutmayı tercih ettikleri diyalektiği yeniden hatırlayıp mutlaka gündemlerine almalıdırlar.

Son Fransa olaylarında da açıkça görüldüğü gibi, insanların yeterli ölçüde temsil edilmedikleri kanısıyla, zorunlu olarak sağ ve sol popülizme kaydıkları anlaşılmalı ve bu olgunun tersine çevrilmesi için gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır.

Neo-liberal dönem ve sonrasında bir hayli yabancılaştıkları sol politik felsefeye yeniden sarılmalı, onun popülizm ve muhafazakar düşünceler karşısındaki en değerli seçenek olduğunu söylem ve eylemleriyle her fırsatta ortaya koymalıdırlar.

Yani sözün özü sol/sosyal demokratlar kökenleri olan kamuya dönmeli, onu yeniden değerli kılıp, başta korunmasızlar olmak üzere bütün yurttaşlar için güçlendirecek politikalar geliştirmelidirler.

Son olarak, elbette yukarıdakilerin hepsinden daha önemlisi, ‘bireysel özgürlüğün’ yükseltilmesinin ‘olmazsa olmazları’ olduğunu açık bir şekilde ortaya koyacak program ve eylemler ortaya koymalıdırlar.

Sol Sosyal Demokrat Siyasetin gerilemesinde, 1990’larda İngiliz Tony Blair ve Alman Gerhard Schröder’in öncülük ettiği, zamanın ABD Başkanı Bill Clinton’un da desteklediği Üçüncü Yol olarak bilinen revizyonist yaklaşımın etkilerini de, önümüzdeki günlerdeki yazılarımda ele almayı umuyorum.

Ayrıca, günümüzde iyice çığırından çıkan ‘eşitsizlik’ verilerinin, bizi yakından ilgilendiren AB ülkeleri başta olmak üzere diğer bazı batılı ülkelerde hangi boyutlara ulaştığını ortaya koyarak, sol/sosyal demokrasinin yeni sınıfsal tabanı için bazı belirlemeler yapmaya çalışacağım.

Elbette son tahlilde, bu çalışmalarımın ana amacı, programında sosyal demokrat olduğu açıkça yazılmasına karşın, son yıllarda gösterdiği performansla bu anlamdaki felsefi ve ideolojik derinliğini büyük ölçüde kaybettiği görülen CHP yönetimine yardımcı olmak.

En İyi İkili Opsiyon Komisyoncuları 2020:
  • Binarium
    Binarium

    Sıralamada birincilik! En iyi ikili opsiyon broker!
    Yeni başlayanlar için mükemmel seçim! Ücretsiz eğitim ve
    demo hesabı! Kayıt bonusu!

  • Binomo
    Binomo

    Güvenilir ikili opsiyon broker!

İkili Opsiyonlar ve Forex Hakkında Her Şey
Bir cevap yazın

;-) :| :x :twisted: :smile: :shock: :sad: :roll: :razz: :oops: :o :mrgreen: :lol: :idea: :grin: :evil: :cry: :cool: :arrow: :???: :?: :!: